
KURTULUŞ MÜCADELEDE ÖZGÜRLÜK ÖRGÜTLÜLÜKTE
19 Mart'ta İstanbul Üniversitesinde yıkılan barikat yıllardır iktidar tarafından Türkiye gençliğinin önüne ilmek ilmek örülen korku duvarının da yıkılmasını sağladı. Beyazıt Meydanından başlayan ateş ülkenin dört bir yanını sardı. Peki, bu ateşi nasıl harlayacağız?
Mart eylemleri, baskı ve saldırılarını artıran tek adam yönetimine verilen kitlesel bir yanıt, üniversite gençliğinin geleceğini eline almak için kollarını sıvadığı bir mücadele süreciydi. Belli başlı kırılma noktaları, mücadelenin geleceği açısından tayin edici oldu.
Yerel seçimlerden bu yana saray yönetiminin karşısında büyüyen öfke, İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve ardından tutuklanmasıyla sandık üzerinden yürütülen bir siyasete “Dur!” demiş, bu durum patlamanın fitili olmuştur. Burjuva ana muhalefet partisinin tutumu bir süredir seçimlerin yapılabilmesi için dahi mücadele etmenin gerekli olduğunu içerse de, bu yönü öne çıkaracak şekilde değişmiş; gençliğin sözü meydanlarda belirleyici olmuştur. Erdoğan yönetiminin baskı ve zorla iktidarını sürdürdüğü koşullarda bir seçimin yapılabilmesi ve değiştirici olabilmesi için gerekli koşulun, yığınların talepleri etrafında mücadele etmesi, kararlı ve sistemli bir mücadeleye girişmek olduğu açığa çıkmıştır. Ancak bu tartışma içerisinde ‘sokak’ vurgusu, aceleci ve yönü belli olmayan, hedefsizeylemci bir çizgi olarak ele alınmamalıdır. Yaşamın her alanında örgütlü olmanın ve her alanı mücadele alanına çevirmenin ihtiyacı öne çıkmaktadır. Kampüsler, fakülteler, yurtlar; üniversite gençliğinin yaşamının her alanı örgütlü bir mücadelenin parçası olmalıdır.

Üniversite öğrencileri, “Kurtuluş sokakta, sandıkta değil” sloganını yükseltmiştir. Bu slogan; değişimin seçim-sandık sürecine sıkıştırılamayacağının, toplumsal muhalefetin belirleyici olduğunun ilanı olmuştur. Uzun zamandır gençlik içerisinde de örgütlenmek istenen “Seçim yaklaşıyor, sandıkları bekleyelim.” siyasal tutumunun güncel bir karşılığının olmadığı açığa çıkmıştır. Mücadele etmek için sandığın beklenmesinin yeterli olduğunu öne süren yaklaşım kırılmış, aslolanın geniş yığınların mücadelesi olduğu ifade edilmiştir.

Ders boykotlarının örgütlenebildiği üniversitelerde bir hafta boyunca öğrencilerin ekonomik-eğitim gündemli talepleri üzerine tartışabileceği forumlar/toplantılar yapılmış, üniversitelerde hayatı durdurmak aynı zamanda mücadelenin taleplerinin birlikte belirlendiği bir süreç olmuştur. Fakülte-fakülte talepler belirlenmiş, temsilcilikler kurulmuş, üniversite toplulukları yan yana gelmiştir. Üniversitelerin bir kısmında bu süreç, önceden fiili olarak engellenen öğrenci etkinliklerinin yeniden hayat bulmasını sağlamış, üniversitede birlikte üretme kültürünün canlanmasına ön açmıştır. Ders boykotlarının örgütlenemediği üniversitelerde, eylem ve protestolar gerçekleştirilmiş; bir süredir yan yana gelme deneyimi belli başlı patlamalarla sınırlı olan üniversite gençliği, çok daha örgütlü bir birlikteliği elde etme olanağı bulmuş, talepleri etrafında daha kalıcı birlikler elde etmiştir. Ders boykotları, fakülte-bölüm düzeylerinde açık dersler, forum-toplantı vb. alanlar her gencin güncel tartışmalara dahil olmasının önünü açmıştır.
.png)

Genel grev genel direniş çağrısının büyütülmesi, üniversite gençliğinin akın akın 1 Mayıs’larda buluşmasını sağlamış, üniversiteliler gözünü ve ilgisini işçi sınıfının mücadelesine çevirmiştir. Ancak işçi sınıfının genel grev sloganı etrafında mücadeleye çağrılması yeterli değildir. Bugünün toplumsal koşulları ve sınıf-güç ilişkileri içerisinde işçi sınıfının mücadelesinin güçlenebilmesi için kalıcı ve güçlü bir örgütlenmenin saflarını sıklaştırmak gereklidir. Bu gerekliliğin kaynağı, işçi sınıfının üretimdeki yeri ve buradan gelen gücüdür. İşçi sınıfının tarihsel rolü, bugünün üretim ilişkilerini yıkarken yenisini kurabilme potansiyelinden gelir. Gençlik de işçi sınıfından apayrı, başka bir sınıf değildir. Aksine önemli bir kısmı ekonomideki konumu açısından da işçi sınıfına katılan ya da katılmakta olan, tüm temel talepleri de sınıf mücadelesinin konusu olan bir toplumsal gruptur.
Sınıfın safında örgütlenmek, sınıfın çıkarları için mücadeleyi büyütecek kararlı, biriktirebilen bir örgütlenmenin parçası olmak demektir. Taleplerimizin yakıcılığı ve aciliyeti, işçi sınıfının saflarında buluşma ihtiyacımızı da güçlendiriyor. Tek adam yönetiminin güncel sömürü programları, emek sömürüsünün, işçi sınıfının karşısında burjuvazinin egemenliğinin korunması ve büyütülmesinin programlarıdır. Bu programlar nedeniyle geleceksiz, güvencesiz kalan gençlik de işçi sınıfının gençliğidir.
.png)

Mart eylemlerinde İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin barikatı aşarak yürüyüşe başlaması, valilik yasağının aşılması ve yığınların birlikteliğiyle daha ağır saldırıların önüne geçilmesi; hareketin büyümesinin ve üniversite gençliğinin bir haftalık boykotunun örgütlenmesinin önünü açmıştı. Üniversite gençliğinin geçmiş mücadele deneyimlerinden birikenler, bu tablonun ortaya çıkmasında etkiliydi. Bu birikimi ilerletmeye ihtiyacımız var. Aynı bir halat çekme yarışması gibi, tüm devlet aygıtlarını kullanarak halatı bir ucundan çekiştiren Saray yönetimi ve dayanağı olan tekelci kapitalistler, karşılarında birlikte hareket eden örgütlü bir güç bulmadıkları koşullarda savaşı kazanırlar. Bu nedenle Erdoğan iktidarının karşısında bir araya gelmek, en geniş kesimlerin antifaşist bir mücadele hattında birleşebilmesi kritik önemdedir. Ancak bu noktada en geniş kesimlerin katılımından söz ederken, tek tek insanların bir meydanda buluşmasıyla sınırlı bir tabloyu tarif etmiyoruz. Bunu ve daha fazlasını yapabilmek için örgütlenmeyi ifade ediyoruz.

GÜCÜMÜZ; sınıflarımızda, yurtlarımızda, kampüslerimizdedir!
Siyasal gündemlere müdahale etme çizgisini sürdürmek gereklidir, ancak henüz bu açıdan yolun başıdır. Bunun için üniversite gençliği acil talepler etrafındaki mücadelesini büyütmeli ve her gencin dahil olabileceği siyasal, ekonomik acil talepler etrafında bir araya gelmelidir. Sınıf arkadaşlarımızla buluşmak, güç biriktirmek hala en önemli ihtiyacımızdır. Gücümüz, en doğal birliklerimizin olduğu yerlerde; sınıflarımızda, yurtlarımızda, kampüslerimizdedir. Yalnızca Hükümet istifa talebinin ileri sürülmesi veya genel grev ajitasyonu yeterli değildir. Tek adam iktidarının iç cepheyi tahkim ederken ortaya koyduğu siyasal-ekonomik programdan, dış politikadaki savaş çığırtkanı uygulamalara kadar her hamlesinin karşısında talepleri etrafında birleşmiş-örgütlü bir güç olmaya ihtiyacımız var.
Mart eylemlerinin siyasal taleplerinin gösterdiği rota, ekonomik-demokratik talepleri de içeren eylem çizgisinin kalıcı-etkili-kapsayıcı örgütsel birliklerle beslenmesidir.