#bülten
19 MART'TAN
1 MAYIS'A
Nisan 2025
19 MART: YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI
19 Mart günü İstanbul Üniversitesinde yıkılan barikat yıllardır iktidar tarafından Türkiye gençliğinin önüne ilmek ilmek örülen korku duvarının da yıkılmasını sağladı. Beyazıt meydandan başlayan ateş ülkenin dört bir yanını sardı. O günden beri kitlesel üniversite eylemleri, boykot süreçleri, sokakları felç edecek eylemler gerçekleşti. Türkiye gençliği ekonomik kaygılar ve geleceksizlik çemberinden çıkışın ateşini bu mücadelede buldu. Bulmaya da devam ediyor!
TÜRKİYE GENÇLİĞİNİN İHTİYACI NE?
Üniversiteliler 2023 Zeren Ertaş eylemleri, Ayşenur ve İkbal katledilmesinin ardından gerçekleşen kitlesel eylemler gibi birçok eylemde bir araya geldi. Uzunca bir süredir iktidarın saldırıları karşısında tepkisini, öfkesini diri tutan öğrenci yığınlarının gerçekleştirdiği bu eylemler lokal düzeyde kalan eylemler oldu, talepleri, kitleselliği merkezileşemedi. 19 Mart süreci itibariyle başlayan süreç bu kitleselliğin artmasının ve yayılmasının boykotla devam ederek mücadelenin ilerletilmesine de sahne olmuş oldu. Ancak burada çok temel bir mesele öğrenci gençliğin karşısındaydı: Örgütsüzlük. Üniversite gençliği iktidarın kulüp-topluluklara, ÖTK’lere, öğrencilerin bir araya geldiği her alana saldırması ve dağıtmasıyla birlikte uzunca bir süredir örgütsüz. Bu örgütsüzlük dönemsel olarak mücadele sahnesine çıkan gençliğin mücadele deneyimlerini biriktirememesi, kalıcı mekanizmaları kurmakta zorlanmasıyla sonuçlandı. Bugün de yaşanan eylemlerdeki en büyük eksiklik hem mücadele deneyimi biriktirememiş bir kuşağın olması hem de örgütsüz olmasıyla birleşti.
Bu noktada kurulan boykot komiteleri öğrenci gençliğin örgütlülüğü yakalayabildiği en hızlı formlar oldu. Bu komiteler elbette tüm üniversite öğrencilerini kapsayan bir genişlikte değil, yetersiz. Ancak bugün açısından eylemlere katılan gençlik kesimlerinin bir bölümü açısından boykot süreçlerinin örgütlenmesinde öğrencilerin aktif rol alması, karar süreçlerine dahil edilmesini bir ölçüde sağladı. İhtiyaç ne sorusu tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Bundan sonra nasıl devam edeceğiz? Öğrenci yığınlarının önündeki en acil ihtiyaç öğrencilerin tamamının karar süreçlerine dahil olabildiği mekanizmaları kurmak ve bu mekanizmaları ilerletmek olacaktır. Bu mekanizmanın bir örneği ÖTK olabilir, bir örneği öğrenci komiteleri olabilir, bu formlar çeşitlenebilir. Buradaki temel mesele bu mekanizmaların bölümlerden, fakültelerden yükselerek sınıf sınıf karar süreçlerinin inşa süreçlerini forum gibi mekanizmalarla garanti altına alarak en geniş öğrenci kesimlerinin bu sürece dahil olmasını sağlamaktır. Mücadelenin kitleselleşmesinin, gelişmesinin, binlerin değil on binlerin katıldığı eylemlerin yapılmasının, öğrencilerin bu süreçten örgütlü çıkmasının yegâne koşulu budur. Bu hatla mücadele deneyiminin öğrenci yığınlarının ortak deneyimi haline gelmesi sağlanabilir. Kalıcı bir mücadele hattı oluşturabilir. Türkiye gençliğinin ihtiyacı tam olarak bu mekanizmaların ilerletilmesi, yoksa kurulması, büyümesi, gelişmesi ve mücadele alanı olarak varlığını sürdürmesidir.
1 MAYIS’A NASIL GİDİYORUZ?
Eylemlerin tetikleyici unsuru olan gençliğin öfkesinin, dinamizminin sınıf mücadelesinin saflarıyla birleşmesi ve mücadelenin yönünün evrilmesinin olanaklarını en gösterişli biçimde göstermenin günüdür 1 Mayıs.
Liselerde, üniversitelerde, mahallelerde gençliğin öncüsü olduğu yerel 1 Mayıs şenliklerinin, etkinliklerinin, buluşmalarının örgütlenmesi; okul okul mahalle mahalle örülecek 1 Mayıs kortejleri, 1 Mayıs’a gençliğin katılımını kitlesel kılacak yegâne unsur gibi görünüyor. Bugün öğrencilerin en temel talepleri ekonomik kaygılar, iyi bir gelecek ve özgürlük gibi noktalarda belirginleşirken, 1 Mayıs bu taleplerin kazanılması yolunun; bu sistemi hedef alan bir mücadele hattıyla birleşmesi yönüyle gençliğe bir yol olacaktır.
EMEK GENÇLİĞİ KİMDİR?
İşte tam bu mücadele ateşinin yandığı yerde ilk günden itibaren Emek Gençliği bulunduğu her üniversitede, her sınıfta, her sokakta eylemlerin örgütlenmesi ve sürdürülmesi için seferber oldu! Olmaya da devam ediyor. Tarih sahnesine çıktığı mücadele mirasını Denizlerden devralan Emek Gençliği, biz kimiz?
Emek Gençliği yukarıda da tarif ettiğimiz gibi, öğrencilerin örgütlülüğün artması, kitleselleşmesi, kalıcı mücadele araçlarıyla birleşmesi ve ilerlemesi ihtiyacından doğan politik hattın ve mücadelenin adresidir. Emek Gençliği bulunduğu her alanda liseli, üniversiteli, işçi, işsiz gençlerin talepleri etrafında, kendi ilgi alanları ve ihtiyaçları doğrultusunda örgütlü mücadelesini savunur. Ve bu örgütlü mücadelenin sosyalizm mücadelesiyle birleşmesi gerektiğini ortaya koyar. Emek Gençliği sosyalist bir gençlik örgütüdür. Emek Gençliği Türkiye gençliğinin kitle ve mücadele örgütüdür. Emek Gençliği biriken öfkelerin, itirazların sorunun esas kaynağına, kapitalist sisteme karşı bir mücadele hattında, yükselen her itiraz sesinin eşit ve özgür bir dünyayı kurma mücadelesiyle birleştiği politik platformdur. Gençlik, yeniye olan tutkusu ve değiştirme isteminin dinamikliği ile toplumun en devrimci sınıfının mücadelesine karşı heyecan duymaktadır ve kendi özlemlerinin karşılanması olanağını işçi sınıfı hareketinde bulmalıdır.
Emek Gençliği bu olanağın somut mücadelede birleştiği yerdir.