5 Maddede
MESEM
Mart 2023
2021 yılında 160 bin olan MESEM programına kayıtlı öğrenci sayısı, 2023 yılı sonunda 1 milyon 400 bini aştı. Bu yeni rekoru Milli Eğitim Bakanlığı gururla ilan etti. Peki, ne oldu da programa kayıtlı öğrenci sayısı bir anda bu kadar arttı? Bakanlık, çıraklık eğitimini de zorunlu eğitim kapsamına dahil etmesinin ardından 2021 yılında bir düzenleme daha yaptı. Bu defa, bakanlık bütün cömertliğiyle, MESEM programına kayıtlı öğrencilerin ücretlerinin devlet tarafından karşılanacağını ilan etti. Peki büyük bir "buluş" gibi ilan edilen MESEM projesi gerçekte neydi? Birlikte bakalım.
1) "YÜZYILIN PROJESİ" MESEM: NEDİR, NE DEĞİLDİR?
2021 yılında 160 bin olan MESEM programına kayıtlı öğrenci sayısı, 2023 yılı sonunda 1 milyon 400 bini aştı. Bu yeni rekoru Milli Eğitim Bakanlığı gururla ilan etti. Peki, ne oldu da programa kayıtlı öğrenci sayısı bir anda bu kadar arttı? Bakanlık, çıraklık eğitimini de zorunlu eğitim kapsamına dahil etmesinin ardından 2021 yılında bir düzenleme daha yaptı. Bu defa, bakanlık bütün cömertliğiyle, MESEM programına kayıtlı öğrencilerin ücretlerinin devlet tarafından karşılanacağını ilan etti. Peki büyük bir "buluş" gibi ilan edilen MESEM projesi gerçekte neydi? Birlikte bakalım.
İşte MESEM'in getirileri: 9, 10 ve 11. sınıf olanlarımız için asgari ücretin üçte biri, 12. sınıflar içinse yarısı düzeyinde bir ücret. Şirketlerle bize sorulmadan imzalanan protokoller, yapmak istediklerimiz dışında yaptığımız onca angarya iş, amirlerimiz ve patronlarımızın iki dudağı arasında sürdürdüğümüz çalışma (pardon eğitim) yaşamımız...
Bir de aynı projenin patronlara getirilerine bakalım: ara eleman, ucuz işgücü, daha fazla kâr... Sözde "mesleki eğitim” ve gelişimimizden sorumlu devlet, patronların işgücü ihtiyacını karşılamak için seferber oldu. Yeri geldi A101'le, yeri geldi Köfteci Yusuf'la da protokol imzaladı. Bünyesinde bulundurduğu 1 milyon 400 bin "öğrenciyi" neredeyse "hediye" etti. Ne ücret ne de sigorta konusunda patronların cebinden tek kuruş çıkmadı! "İlgi", "yetenek", "kişilik özellikleri" mi dediniz? Geçelim...

2) MESEM PROJESİ EĞİTİM HAKKIMIZIN GASP EDİLMESİDİR!
Kimimiz orta okuldan sonra hiç liseye uğramadan, kimimizse liseyi bırakıp kaydolduk MESEM programına. Programa kaydolmamız için bizi teşvik etmeye çalışan öğretmenler, müdürler, başarısız bir öğrenci olduğumuzu, sınavlarda iyi puan alamadığımızı, MESEM'in bizler için daha doğru olacağını önerdiler. Çocuk yaşta işçi olmamızın nedenlerini kendi “hatalarımızda” arayalım istediler.
Hatalı, suçlu bulunacaksa buluruz elbet. Ama öncesinde bir soralım: Bu ülkede neredeyse her yıl sınav sistemini değiştiren, yapboz gibi eğitim müfredatlarıyla oynayan, bakanlıkları ve kurumlarıyla bütün eğitim kurumlarında belirleyici olan biz miyiz yoksa ülkeyi yönetenler mi? Eğitimi piyasanın, patronların ihtiyaçlarına göre dizayn eden, eğitimde eşitsizliği derinleştiren biz miyiz yoksa ülkeyi yönetenler mi? Üniversiteye hazırlanmayı bile ailelerimize "fatura" eden, eğitimi "parası olanın alabildiği", parası olanın sürdürebildiği "ticari" bir ürün haline getiren biz miyiz yoksa ülkeyi yönetenler mi? Biz hayatın her alanında "başarısızlığı" yüzüne vurulanlarız, dolayısıyla "başarısız" ilan edilmekten de çekinmeyiz. Ama bir suçlu aranacaksa, bir hata, başarısızlık aranacaksa bu sefer bizde değil iktidarın eğitim politikalarında aranmalıdır.

3) MESEM’İN VADETTİĞİ; İŞ KAZALARI VE İŞ CİNAYETLERİ

Son 6 ayda 8 arkadaşımız MESEM projesi kapsamında çalıştığı işyerlerinde iş cinayetine kurban gitti. Bir de medyaya yansımayanları var. Bu sayıdan çok daha fazla yaralanmalar, ezilmeler, yanmalar ve hepimizin bildiği iş kazaları var. Ama ne hikmetse 15 yaşındaki Arda Tonbul kardeşimizin ölümünden de hatırlayalım: yine bir "başarısızlık" faturasıyla karşılaşıyoruz. İş kazalarının sorumluluğu da bize yükleniveriyor. Bizim "dikkatsizliğimiz", bizim "dalgınlığımız"... 8 saatten fazla çalışmamız yasal değilken 8 saat çalışan arkadaşına rastlayan var mı aramızda? 10-12 saat çalıştırıldığımız işyerlerinde kaza geçirme riski olmayan var mı?
İktidar ve bakanlığa bağlı kurumlar, MESEM programını teşvik etmeyi iyi biliyor. Ama öğrencilerinin çalıştıkları işyerlerini denetlemeyi, iş güvenliği önlemlerini takip etmeyi nedense bilmiyor. Bunun yerine sorumluluğu patronlara atıyor. MESEM programına kaydolurken işyeri ile yaptığımız sözleşmeyi hatırlayalım: Sözleşmede iş kazalarına karşı “önlem” alma sorumluluğu okullara değil, işyerlerine veriliyor. Gelen giden, denetleyen yok, patronlar iş güvenliğimiz için önlem mi alacakmış? "Ucuz işçi" ihtiyacını karşılamak için "hediye edildiğimiz" patronlar için iş güvenliğimizin, can sağlığımızın önemi mi varmış? Daha fazla kâr elde etmek için en ucuz koruyucu ekipmanları bile çok gören patronlar versin cevabını.
Sonucu ortada; iş kazaları, iş cinayetleri... Bu broşürü okuyanlar şanslı olanlarımız; belki de çoğumuz hiç değilse bir kere atlattık biriş kazası. Hepimiz bir defa "ucuz atlattık".
4) BUGÜNÜN UCUZ ÇIRAĞI YARININ UCUZ İŞÇİSİ!
MESEM programını teşvik ederlerken dediler ki; "kolunuzda altın bileziğiniz olur, sertifika alır, kendi işinizin sahibi olursunuz".
Ama yaptıkları, hayal satmaktan fazlası değil. Onların istediğinin, önemsediğinin, bizim geleceğimiz olmadığı açık. Onların tek derdi var; temsilcisi oldukları patronların daha fazla kår elde etmesi, ülkenin bütün kaynaklarının patronların çıkarı için seferber edilmesi. Bunu kendileri de saklamıyorlar. Açıkça ifade ediyorlar. Bakan Özer, patronlarla buluşmasında MESEM programını överken projenin amacını gayet net ifade etmişti: "sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi"...
İktidar sadece çocukken işçi olmamızı istemiyor. Çocuk yaşta işçileşelim ve hep öyle kalalım istiyor. Bugün nasıl asgari ücretin üçte birini reva görüyorsa; yarın için de açlık sınırı düzeyinde asgari ücreti reva görüyor. Türkiye'de her geçen gün emeği ucuzlayan milyonlarca İşçiden biri de biz olalım istiyor. İşçi doğalım, işçi ölelim istiyor.

5) EMEK GENÇLİĞİ NE DİYOR?
Gelelim sadede. "Yüzyılın projesi" diye ilan ettikleri bu projenin bize vadettiği ortadadır, iş kazaları, iş cinayetleri, ağır sömürü... Emek Gençliği, tam da bu yüzden bu projeye itiraz ediyor, iptal edilmesini savunuyor. Onun yerine; nitelikli bir mesleki eğitimi talep ediyor. Mesleki eğitim gören ve ihtiyacı olan her öğrenciye burs verilmesi gerektiğini söylüyor. Gerçekçi mi gelmedi? İktidarın 1.5 milyon MESEM'liyi patronlara hediye edip, ücretlerini bile ödemeye bütçesi var da nitelikli mesleki eğitim alabileceğimiz koşulları yaratacak bütçesi mi yok? Asıl gerçekçi olmayan budur.
Ama biliyoruz ki; taleplerimizin karşılık bulabilmesinin tek yolu var. O da bu talepler etrafında bir araya gelmemizden, mücadele etmemizden geçiyor. Çünkü beklediğimiz sürece iktidarın bize sunacağı gelecek bundan farklı olmayacak. Farklı olanı; nitelikli eğitimi, insan yerine konulduğumuz yaşamı, güvenceli çalışma koşullarını sadece mücadele ederek kazanabiliriz.
Bu ülkedeki hiçbir genç umutsuz, çaresiz, yalnız değildir. MESEM projesi iktidarın ve patronların el ele verdikleri bir proje.
Nasıl ki iktidar patronların iktidarıysa; Emek Gençliği de senin; bu ülkedeki on binlerce çırak, kalfa ve genç işçinin örgütü.
Bize katıl. Birlikte yürüyelim. Birlikte değiştirelim!