ROTA: HAYIR, DAHA BİTMEDİ!

By  |  0 Comments

MÖ 3.yüzyılda Yunan hükümdarı Pirus, Roma’yı ortadan kaldırmak ve hükümdarlığını herkese kabul ettirmek istiyordu. Bu düşüncesini gerçekleştirmek için 25 bin kişilik ordusu ve yüzlerce filiyle Güney İtalya’dan savaşa başladı. Pirus’a göre Romalılar barbar bir kavimdi ve bir an evvel ortadan kaldırılmalıydı. Pirus önce Heraklia savaşında Romalıları mağlup etti, ancak çok sayıda askerini kaybetti. Sonra gerçekleşen Askulum Savaşı’nda filleriyle Romalıları bozguna uğratmak isteyen Pirus, kalabalık Romalılara karşı savaşın kazananı olsa da kızgın oklar ve mızraklar Pirus’un fillerinin korkmasına sebep olmuş ve filler Yunan askerlerini de ezerek, çok sayıda ölüme sebep olmuştu. Öyle ki 5 yıl süren bu savaşlarda Kral Pirus’un “Bir zafer daha kazanırsam, artık biterim” dediği tarih kaynaklarında geçer. Sonrasında Kral Pirus daha fazla dayanamayıp yurdu Epir’e döndüğünde MÖ 272 yılında bir sokak kavgasında Argos’lu bir kadının attığı taşla kafasından yaralandı ve sonrasında hayatını kaybetti. Ancak bu kadar kayıpla kazanılan tüm zaferler artık “Pirus zaferi” olarak anılır oldu.

ŞAİBELİ PİRUS ZAFERİ

Genç Hayat dergimizin rotasında neredeyse son beş altı sayımızda 16 Nisan referandumuna yer vermeye çalıştık. Tavrımızda en başından itibaren net bir şekilde “Tek adam rejimine hayır!” oldu. Bu tavrımız bugün de devam etmektedir. Mecliste kavgaların bitmediği, skandal oy kullanımlarının yaşandığı; tarihin en adaletsiz seçim kampanyasının gerçekleştiği; devletin TRT’sinden, billboardlarına; binaların baştan aşağıya posterlerle donatılmasından, yandaş medyanın manipüle edici bombardımanlarına, “hayır” çalışması yürütenleri işten atma, gözaltına alma, yeri geldiğinde kurşunlatma gibi uygulamaları hep birlikte yaşadık gördük. Bunca seferberliğe, bunca kavga gürültüye bir de YSK’nın seçim günü aldığı skandal karar ve sonuçlarda ciddi şaibelerin ortaya çıkmasına rağmen ülkenin yarısı “Tek adam rejimine hayır” dedi. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır ve pek çok büyükşehir de “hayır” önemli bir fark attı. Bu tablo kesinlikle “hayır” diyen kesimlerin kaybetmediğini göstermektedir. AKP ve bundan böyle “tek adam” bu tablo içinde memleketin sorunlarını çözebilecek durumda değildir. İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır gibi illerin Erdoğancı çizgi tarafından kazanılması hiç de kolay olmayacaktır. İşçi ve emekçi semtlerinden özellikle hayır oylarının yükselişi çok dikkat çekicidir. Özellikle üniversite gençliği ezici çoğunlukla “hayır” demiştir. 16 Nisan akşamı YSK’nın kararına ve seçim sonuçlarına çok ciddi bir tepki verildi. ODTÜ ve Ankara Yüzüncüyıl, Tuzluçayır, Esat gibi mahallelerde, İstanbul’un Kadıköy ve bazı semtlerinde yürüyüş, tencere-tava eylemleri yaşandı. Ortaya çıkan sonucu en kısa şekilde özetlersek; bu sonuç “şaibeli Pirus zaferidir.”

ŞİMDİ DAHA CESURCA BİR ADIM İLERİ

Bu şaibeli sonuca, provoke eden açıklamalara, “idam isteriz” sloganlarına karşı “tek adama hayır” diyenler olarak bu saatten sonra geri adım atmak olmaz. Sorunlar ateş topuna dönüşmüş ve memleketin üstünden etrafı yakıp yıkarak geçerken muhtemel daha çok hakkımızın gasp edilmek isteneceğini söylemek kehanet olmaz. İşçilerin kıdem tazminatı hakkının fona devredilmesinin yeniden tartışmaya açılacağı, grev hakkının daha fazla engelleneceği, taşeron işçilerin kadro sorununun çözülmeyeceği, öğrenci gençliğin eğitim hakkının daha fazla gasp edileceği, muhalif seslerin, barış isteyenlerin susturulmak isteneceği bir ülke bizi bekliyor. Bunları kabullenmek olmaz, susup sinmek hiç olmaz. “Karanlığın en koyu olduğu an, aslında aydınlığa en yakın andır” diye bir söz vardır. Bunu unutmayalım, bir adım ileriye daha cesurca atılmanın zamanı geldi ve geçiyor bile. Bunu başaracak yegâne güç de Türkiye gençliğinin, emekçilerle, halklarla birlikte vereceği demokrasi ve özgürlük mücadelesinden geçmektedir. Çünkü “Hayır, daha bitmedi.”